Örnek 1:
Yıl 2008, markete gidip bir kilo domates alıyorum. Domatesin dışarıdan görünümü çok güzel, kötü kalpli cadının pamuk prensese verdiği elma gibi kıpkırmızı, tam yenilmelik bir domates olarak gözüküyor. Sonra eve gelip domatesi kesiyorum, ne suyu var ne kokusu var ne tadı var ne de çekirdeği var. Ayrıca dışı kıpkırmızı ama içi turuncumsu bir renk. Sonuç: hayal kırıklığı.

Örnek 2:
Yıl 1994, o zamanlar çocuktuk, akşama kadar top oynardık. İkindi vakti karnımız acıkır, annelerimiz de bize ekmek arası domates peynir yapar, yerdik. Sonra topa devam tabiiki. O zamanki domatesler hem kırmızı hem lezzetli hem de çekirdekliydi. Hatta domatesi kokladığım zaman aklıma köyümün yaylaları gelirdi, yani o derece güzel domateslerdi. (Köy dediysem en fazla iki defa gitmişimidir
)
Sonuç:
Artık kim oynuyorsa bu domateslerin hormonlarıyla iki yakaları bir araya gelmesin, Allah çoban salatası yemeyi nasip etmesin. Zaten bir tek ekmek arası domates peynir yeme zevkimiz vardı, onu da mahvettiniz be!
.

.



0 Yanıt, “Nerede o eski domatesler?”