'Hanzala' ile Etiketlenmiş Yazılar
Hanzala Belgeseli
Yayınlanma Temmuz 10, 2008 Video 0 YorumlarTags: Karikatür, Palestine, Filistin, Freedom, Hanzala

Filistinli karikatürist Naci El Ali’nin Londra’da vurularak öldürülüşünün yirmi yıl sonrasında onu hatırlamak için…
Orta yaşlı bir adam kimliği belirsiz kişiler tarafından bir Londra sokağında vurulup o ölümcül yarayı alalı neredeyse 21 yıl oluyor. Fakat Arap dünyasının bilinen en yetenekli karikatüristlerinden biri olan Naci El Ali’nin anısı yaşamaya devam ediyor.
El Ali’nin büyük kısmı Filistinli bir mülteci olarak yaşadığı deneyimlere dayanan çalışmaları bugünlerde Londra’da merkezî bir galeride sergileniyor. Halkının yeniden manşetlerde yer aldığı bu günlerde ve İsrail’in kuruluşunun, Filistinlilerin deyimiyle “nakba” yani “felaketin 60. yıldönümünde, bu serginin açılmış olması acı bir ilişki… Chelsea’de 1987 Temmuz’unda katledildiğinde 49 yaşında olan El Ali, Kuveyt gazetesi ElKabas için çalışıyordu. 1948 savaşında henüz 10 yaşındayken Celile’deki köyünü terk etmeye zorlanıp Güney Lübnan’da sefalet içindeki bir mülteci kampında büyümüş bir adamın Ortadoğu’nun en ünlü ve en çok kazanan karikatüristi olması, olağanüstü bir başarı.
Beyrut’ta, Kuveyt’te ve son olarak Londra’da çalışırken, aldatıcı bir yalınlıkta ve profil çizimleriyle Arap hükümetlerini, İran’ı, Amerika’yı hedefliyordu. Ve tabii ki öldüğünde Gazze Şeridi ve Batı Şeria’yı işgali 40 yılı bulan İsrail’i…
El Ali’nin imzasını taşıyan Hanzala (Arapça’da acımasız bir çöl bitkisinin adı) adlı kıvırcık saçlı, yalınayak ve paçavralar içindeki çocuk karakter, 1969’dan itibaren Filistin direnişinin sembolü haline gelmişti. Hanzala’nın çocuksu masumiyeti, savaşın zulmü altında ezilen toprakların vahşi gerçeklerine, yozlaşmaya, eşitsizliğe ve acı çeken yığınların gözünde petrol zenginliğini küçülten gamsızlığa göğüs geriyordu.
1973 savaşından sonra, Arapların İsrail’le olan çatışmalarına dair barışçıl çözüm yönünde baskılar arttığında, sırtı dönük ve ellerini arkasında birleştirmiş olan Hanzala, çizerinin açıkladığı gibi Filistin sorununa “dışsal çözümlere” karşı çıkıyordu.
İsrail tarafından Yaser Arafat’ın FKÖ’sünü yok etmek için başlatılan 1982 savaşı sırasında Lübnan’da yaşayan El Ali, halkının ihanete uğratıldığını hissetti. O sıralarda yapılan röportajlarda, gittikçe geçerlilik kazanmaya başlayan “Filistinlilerin İsrail’in yanında bir eyaleti kabul etmek zorunda oldukları, çünkü yitirdikleri topraklarının tamamını asla geri alamayacakları” düşüncesi karşısındaki dehşetini ifade etti.
“Ona göre Siyonistler düşmandı, fakat FKÖ’yle olan sorunu FKÖ’nün onu Celile’ye geri getürmeyecek olan politikalarıylaydı” diye açıklıyor oğlu Halit. Bu makul bir hatırlatma… Ortaya konulan ya da İsrail hükümetinin tartıştığı hiçbir Ortadoğu barış planı, milyonlarca mültecinin ve onların torunlarının Filistin’de daha önce yaşadıkları evlerine geri dönmelerine izin vermiyor. El Ali, İsrail’i, Arap rejimlerini ve Amerika’yı fırçalamakta korkusuz olduğu kadar, en keskin iğnelerinin bazılarını kendi halkı için saklamış vatansız bir Filistinliydi. Yakın mesafeden yüzünden vurulduktan sonra Londra’da bir sinir cerrahisi koğuşunda yaşam savaşı veriyordu. Hemen sonrasında Britanya Polisi İsmail Sowan adında Filistinli bir öğrenciyi tutukladı. Hem FKÖ hem de İsrail istihbarat servisi MOSSAD adına çalışan bir ikili ajan olduğu ortaya çıkan Sowan, el Ali’yi öldürmek üzere yapılan plan hakkında üstleri tarafından bilgilendirildiğini iddia etti. Bu durum Britanya ve İsrail arasında bir dizi krize yol açtı. Sowan, silah ve patlayıcı bulundurmaktan hüküm giydi.
El Ali’nin ünü, 1992 yılında bir Mısırlı tarafından çekilen başarılı bir biyografi filmiyle perçinlendi. Ve küçük Hanzala farklı bir imajla anahtarlıklarda, posterlerde, Filistinlilerin diğer hatıralık eşyalarında ve son yıllarda da İsrail’i Batı Şeria’dan ayıran “utanç duvarı”nın beton bloklarında yaşamını sürdürüyor.
![]()
Naci El Ali, İsrail’e karşı on yılların yararsız “silahlı mücadelesinden daha başarılı olduğu kanıtlanan “taş savaşı” yani birinci intifadanın başlamasından birkaç ay önce vurularak öldürüldü.
“Filistinlilerin Filistinlilerle çatışmasından memnun değildi” diyor Halit ve “Çizimleri açık olarak gösteriyor ki o bütünlükten yanaydı. 25 yıl önce bunu söyledi ve bugün olsa yine aynı şeyi söylerdi.” diye ekliyor.
El Ali’nin çalışmaları ilginçliğini sürdürüyor, ve sürdürmeye devam edecek, fakat görüşleri pek de gerçekleşecek gibi durmuyor. Bir keresinde “Hanzala 10 yaşında doğdu, ve daima 10 yaşında olacak” diyor ve şöyle açıklıyordu: “Ben anavatanımı o yaşta terk ettim. Anavatanına geri döndüğünde Hanzala hâlâ 10 yaşında olacak ve ondan sonra büyümeye başlayacak. Doğanın kanunları ona etki etmeyecek. O benzersizdir. Anavatana geri döndüğünde, her şey tekrar normale dönecek.”
Çeviri: Adil Akbaş
(IAN BLACK / THE GUARDIAN / BİRGÜN)
Hanzala kendini şöyle tanımlar: “Ben Hanzala. Babamın adı: Önemli değil. Annemin adı: Nakba (Filistinliler işgalin ardından Filistin topraklarında İsrail Devleti’nin ilan edildiği 15 Mayıs 1948′i Nakba yani büyük felaket günü olarak tanımlar. S.T.) Kız kardeşimin adı. Fatıma. Ayakkabı numaram: Bilinmiyor. Çünkü ben hep yalın ayakla dolaşırım.”
Naci el Ali filistin davasında meşhur isimlerden. Vatanından koparıldıktan sonra ingiltere’de yaşıyordu. Karikatürleri siyonistleri çok rahatsız ediyordu. Bu sebeple mossad tarafından katledildi. En az sapan taşı kadar tehlikeli çizgiler çizen Naci Ali’yi MOSSAD katletti. Ama başlattığı savaş sürüyor. Çizgi savaşını bir kadın çizer sürdürüyor.
Filistin dramının en kanlı günlerinde dünya Hanzala ile İsrail katliamlarının şiddetini idrak edebiliyordu. Hanzala ünlü bir karikatür sanatçısı ve adı Filistin davası ile özdeşleşmiş olan Devrimci çizer Naci Salim El Ali’nin tiplemesi olan Filistinli bir kız çocuğu idi. Filistinlilerin ‘Devrimin Vicdanı’ olarak nitelendirdiği çizerin bütün çizgilerinde bir sembol olarak Hanzala’yı insanlar hep arka cepheden ve yamalı elbiseleri ile görüyorlardı.
Hanzala’nın etkisi o kadar güçlü idi ki, İsrail, kendisine en az çocukların attıkları sapan taşları kadar büyük zarar veren bu çizgi karakterin çizerini ortadan kaldırmakta görüyordu çareyi. Kendisini bir karikatür sanatçısı olmaktan çok, halkının davasına adamış isim olarak yaşamayı tercih eden Naci El Ali, takvimler 22 Temmuz’u gösterirken, Londra’da bir caddede bedenine saplanan mermilerle yere yığıldı. Yaralı olarak en yakın hastaneye kaldırıldı. Bir ay süreyle hastanede yaralı olarak tedavi gören Naci Ali, bütün müdahalelere rağmen kurtarılamıyor ve 29 Ağustos 1987′de Şehadet şerbetini içiyordu. Ali, 1937′de Tabariye’nin Şecere köyünde dünyaya geldi. Yüz binlerce Filistinli gibi o da 1948 yılında topraklarından sürüldü. Filistin toprakları üzerine İsrail Devleti kurulduğunda, ailesiyle birlikte Lübnan’ın güneyindeki Sayda kenti yakınlarındaki Aynül Hilva Mülteci Kampı’na sığındı ve canını kurtardı. Kampta her Filistinli gibi acılar içinde yaşadı. Ama çaresizliğe kapılmadı, zulme teslim olmadı.
Ölümünden sonra Naci Ali “Kanı ile Filistin’i çizen sanatçı” olarak tanındı. Naci Ali, geride 40 bin eser bıraktı. Her çizgisinin altında sırtı okuyucuya dönmüş küçük bir çocuk vardır. Hep 10 yaşındadır. Çünkü Naci El Ali yurdundan kopartıldığında o yaşta idi. Diken diken olmuş saçlarıyla Hanzala, Filistin dramını haykırır dünyaya.



Son Yorumlar